Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2011 Çarşamba

Yeteeeerrr.....

Geçen sene yıldız futbolcu transferleri ve Allen Iverson'ın gelişi neticesinde sizin başkan çoştu taraftar olarak artık affetmişsinizdir diyenlere, daha çok günahı var affedilmesi gereken derken, günahları daha da arttırma yolunu seçmiş gibi duruyor Yıldırım Demirören ve yönetim kurulu. Geçen sene Türk basketbolunun en adam gibi adamlarında biri ve o zaman ki kaptanımız Haluk Yıldırım, Adem Ören ve alt yapımızdan çıkan Kerem Özkan'a yapılanların aynısı belki de bir fazlası veya biraz farklısı bu sene Bekir Yarangüme, Cüneyt Erden, ve Serhat Çetin üçlüsüne yapılıyor.

Geçen sene yapılmış olan kontratların ne kadar doğru ya da yanlış olduğu ayrı mesele. Ama sen altında imzan olan bir sözleşmenin şartlarını değiştirmiyorlar diye çalışanlarına bu şekilde davranamazsın. Hukuksal olarak Mobbing kapsamına girer mi? Bilemiyorum bu sorunun cevabını ama en azından ben bir Beşiktaşlı olarak yapılanları yakıştıramadım.

Her açıklamasında Beşiktaşlılık Duruşu'ndan bahsedenlerin herhangi bir duruş gösteremedikleri gibi Beşiktaş'a karşı mevcut olan tüm saygınlığı ve sempatiyi giderek azaltmaları ve neredeyse yok etmeleri ise ayrı bir konu.

Not : Resim salsabasketten alınmıştır.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Beşiktaş Los Galacticos'a Doğru mu?



Sezon başında transferin şampiyonu ilan edilen Beşiktaş'ım getirmiş olduğu Quaresma ve Guti gibi yıldızların yanı sıra Cenk gibi geleceğinin oldukça parlak olduğuna inandığm bir kaleci ve transferi her ne kadar önceki sezondan bitmiş olsa da göstermiş olduğu istikrar ve düşmeyen temposu ile Hilbert, genç ve ilerisi için başarı vaat eden Bank Asya'da parlamaya başlayan Ersan ve başta saydığım iki önemli ismin gelmesinde büyük katkısı olduğu düşündüm aykırı insan Teknik Direktör Bernd Schuster ile rakiplerinin de sönük transferleri ile bu yakıştırmanın ne kadar doğru olduğu da haklı bir biçimde ortada idi. Nitekim her ne kadar Uefa Avrupa Ligi elemelerinde zayıf rakipleri elediği söylense de Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de benzer denklikteki takımlara elenmesi ve istatiktsel olarak başarılı bir başlangıç yapması ile biz taraftarlarına büyük ümit vermişti. Gerek Bernd Schuster'in kafasındaki oyun planını oturtmaya çalışmak istemesi gerek bir anda üst üste gelen sakatlıklar gerekse de son bir kaç yılını defansif oyun anlayışı ile geçiren Beşiktaş'ın kadro yapısı nedeni oynamaya çalıştığı ama tam olarak oynayamadığı oyun neticesinde ligde pek te başarılı sayamayacağımız bir sonuç ile ilk yarıyı tamamladı. Neydi peki Beşiktaş'ın sorunları. En önemlisi; birçok futbol ulemasının aksine dediğinin aksine defansını ön tarafta kurması değil, ileride kurduğu baskı sonucu istediğini alamamasıydı. Çünkü oyun ister istemez Guti'nin atacağı ara pasına veya Quaresma'nın oynadığı kanada sıkışıp kalıyordu. Buna karşın bulunan veya bulunma aşamasındaki onca pozisyon Bobo form tutana kadar değerlendirilemiyor ya da Nobre veya Holosko'nun temel eksiklikleri neticesinde değerlendirilemiyordu. Bunun neticesinde orta sahaya Manuel Fernandes, Quaresma ile değişmeli bir şekilde kanatları kullanabilecek Simao Sabrosa ve forvetede Hugo Almeida takviyesi yapıldı. Senelerdir süregelen devre arasında yıldız oyuncu ve veya iyi futbolcu transferi yapılmaz, zaten iyi olsa adamlar niye bıraksın klişesini de çokça da Bosman Kuralı etkisiyle 3 tane Portekiz Milli takımı oyuncusu ile aşmış olduk. Gerçi şampiyon olduğumuz sezon gelen Ernst ve Yusuf transferleri de gerek Türkiye için isimleri gerekse o sezonki katkıları ile gene benzer biçimde verimli olmuş ve başarı göstermişlerdi. Şimdi benzer başarı inşallah bu sezonda gösterilir. İlla şampiyonluk manasında değil tabiiki. Gerek oyun gerekse takımın zor durumlarda gösterdiği reaksiyon bazında bizim beklentimiz. Zaten bu sezon olmasa bile beklentilerimiz gerçekleşmeye başlarsa gelecek sezon zaten kupalar manasında başarı yolunda emin adımlarla yürünecektir. Peki transfer sonucunda ne oldu durum. Önde ve ortada Necip harici yabancı futbolcular grubu, arkada ise hücum hattındaki bu oyuncuların oynayabilmesi için mecburi Sivok artı yerli oyuncular. Bu durum Hilbert artı şeklinde de olabilir gerçi ama ben göbekte Sivok ve Ersan ikilisinin oynayacağını ve Toraman'ın yedeğe çekileceğini düşünüyorum. Çünkü Sivok ve Ersan'ın topla beraber oyuna girişleri ve Schuster'in oyun anlayışının topu ileride tutmak ve bunu ileriye giderken en iyi başaracak oyuncularla yapmayı isteyeceğini düşünüyorum. Bu da ister istemez defansta oynayan yerli futbolcuların sakatlanmaması gerektiği durumunu ortaya çıkarır ki bu da bir açmaza götürebilir. Bu durumda da orta saha ve ileri hatta yerli takviyesine ihtiyaç olduğunu gösterir. Gündemden düşmeyen yerli isimler olarak ön plana çıkan Hamit Altıntop ve Sezer Öztürk (ki bence hala seviyesinin altında oynuyor) isimlerinin de ekleneceğini var sayarsak Beşiktaş en azından Türkiye şartları için bir Los Galacticos oluyor diyebiliriz.

5 Aralık 2010 Pazar

Beşiktaş Bursa Maçının Ardından...

Maçla ilgili ilk olarak söylemek istediğim özellikle de ilk yarıda gerçekten de Türkiye Ligleri'nde alışık olmadığımız bir tempo görmüş olmamız. Bunun sebebi iki takımın oyun anlayışlarının etkisi yanında maçın gündüz saatinde de oynanmış olmasının etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Maça gelirsek oyun anlayışında ziyade dikkatimi çeken ve kesinlikle maça yakışmadığını düşündüğüm birkaç noktaya değinmek istiyorum. Öncelikle misafir taraftarın koltukları kırması ve tribünlere zarar vermesi hem maçın daha başında ve öncesinde. Sonrasında Holosko'nun benim Beşiktaşlı hiçbir oyuncuya yakıştırmadığım bir hareketle topu eliyle kasıtlı bir biçimde gol atmaya yönelik avantaj çalışma çabası dikkat çekici olmuştur. Gene benzer biçimde Volkan Şen'in kırmızı kartı gördükten sonra Mehter Marşı temposunu aratacak bir biçimde sahadan çok ağır adımlarla yürümesi ve adeta naz yapar gibi sahadan çıkması. Sonuç olarak sahaya yabancı madde yağması. Öncelikle ufak birkaç parça gelirken naz derecesinin artması sonucu madde çeşidinin ve büyüklüğünün artması. Bundan ceza alacağız orası kesin ama hırsızın hiç mi suçu yok hakim bey demek gerek.
Bilirsiniz bilgisayar oyunlarında özellikle de görev tamamlama tabanlı oyunlarda bir yere gelirsiniz, hemen öncesinde de oyunu kaydedersiniz ve eğer bir terslik olursa en baştan yüklemek yerine kaydettiğin andan yüklersiniz ve ikinci denemenizde genelde yaparsınzı. İşte bu olayın aynısını Holosko'nun maç esnasında becermesi.
Sonuç olarak son üç haftayı ele alırsak kazanmamız gereken üç önemli maçı art arda kazanmamız güzel bir şey. Hem yarışın (gerek lig gerekse her ne kadar tur garantilenmiş olsa da Uefa Liginde) içinde kalınması hem de yaklaşan devre arası öncesi yeni bir sakatlık vakası olmadan atlatılması güzel oldu. Devre arası muhtemel transferler ve genç oyuncuların göstermiş olduğu umut verici performanslar (Cenk, Ersan, Necip ve Ali Kuçik) ile daha iyi bir ikinci devre göreceğimiz inancımız artıyor.

Not : Foto Milliyet'ten alınmıştır.

20 Aralık 2009 Pazar

Beşiktaş - Bursaspor Maçının Ardından


Malumunuz Bursaspor'a sahamızda 3-2 yenildik. Gerçi maçın üzerinden 2 gün geçti sayılır ama gene de aklımızdakileri dökelim. Öncelikle maçlara hala karşılıklı taraftar getirilmemesi kararının artık bitmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bunu sonlandıran ve sonlanması için gayret gösterecek taraf olarak bizim olmamızı isterdim. Ama olmadı. Bunun sonucu olarak ta bizim taraftarlarımız oraya gidemeyecek malesef. Tabii Bursa ve civarında ki Beşiktaşlılar ile İstanbul ve civarındaki Bursalılara (gerçi İstanbul takım sayısı fazla tam olarak aynı durum değil açıkçası) yazık oluyor. Maça gelirsek hemen herkesin değindiği üzere maça en çok damgasını vuran olay yağmur oldu. İnönü Stadı'nın sağlam zeminine rağmen o su birikmişse denecek fazla birşey kalmıyor aslında oyun olarak. O saha şartlarına uygun hareket etmek gerekiyordu. Ertuğrul Sağlam Ömer ve Zapotocny'i ileri sürme hamleleri ile istediğini almış oldu. Mustafa Denizli ise oyuna Yusuf'u alarak farklı birşey denedi. Aklıma yıllar önce (02/02/2003) Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendiğimiz maç geldi. Tümer'in o maçta yaptığını Mustafa Denizli Yusuf ile denemek istedi sanırım ama resmen elimizde patlamış oldu. Aynı mantık çerçevesinden yaklaşırsak Yusuf gibi fiziksel olarak sorunlu bir oyuncu yerine bu maçta henüz performanslarını gösteremeyen Tabata veya Serdar Özkan denemeleri bile daha iyi bir sonuç getirebilirdi diye düşünüyorum. Hoş Yusuf ta bu sene iyi performans göstermiyor ama Mustafa Denizli bu şekilde buyurdu. Maçın özelinde ise her iki tarafında kaçırdığı net pozisyonlar var. Sercan ve Bobo'nu kaçırdıkları ilk akla gelenler. Sonra Kocan'ın ilk defa kaleye geçişi sakatlık sonrası olmasa daha güzel olurdu ama umarım son geçişi olmaz ve daha sık şans bulur. Rüştü'nün sakatlık nedeni ile çıkmak istemesine karşın bir türlü çıkartılmak istenmemesi de ayrı bir mevzu. Diğer bir dikkat çekici mevzu ise Ozan İpek'in daha ilk yarıda atılması gerekirken sonrasında 1 gol, 1 asist ile maçın adamı olması. Gerçi tam bir mazaret değil bu. Ama sonuca dolaylı olarak etki eden bir sonuç oldu. Çünkü öne geçtiğimiz maçı Ferrari'nin sakatlığı sonrası tutmayan Yusuf hamlesi ile kaybettik. Tello'nun pozisyonu içinse birşey demeye gerek yok. Hakem düdüğümü bekle dedi ise hatalı değilse zaten barajı atışı kullanacak taraf isteyeceği için sorun yok. Bekle dediyse de mağdur olan galip olduğu için bir sorunda çıkmaz sanırım.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Klasik Tabirle Avrupa Defterini Kapadık Bu Sene de


Klasik tabirle Avrupa Defterini kapadık dedik başlıkta. Gerçi Beşiktaş olarak zaten pek alışık değiliz çiçekler açtığında Avrupa'da olmaya. Ama insan gene de ahh ediyor vah ediyor tüh diyor. Maçın özeline gelirsek te klasik Denizli alışkanlığı oldu. Fenerbahçe maçında rakibin 10 numarasının peşine bir adam tak. O onu bitirsin sen de rakibinle uğraş işte. Ama olmadı işte. Rakibin ayağı top yapan ve top taşıyan birden fazla adamı olunca kaldık işte. Bir de işin kötü durumu Krasiç'e de aman özel dikkat diye adamın peşinde koşturursan 30. dakika civarı itibari ile Krasiç'in orta tarafa geçişi Necid'in kendi sağ kanadına yakınlaşması ve Dzagoev'in bizim defansın arasıa yakınlaşması ile gömüldük hepten kendi sahamıza ve de defans kurgusu komple karıştı. Nitekim gol geldi geliyor derken geldi. Tello pozisyonu için kırk yıllık halamı amcama çevirmek istemem ama ahh işte diyor insan işte. Diğer söylenecek birçok şeyde artık bu noktada olduğu için fazla birşey eklemek istemiyorum. Yalnız aceto'da yorumlarda "aydın" mahlası ile yazan arkadaşımızın üstüne parmak bastığı gibi CSKA'nın bu sene başına gelen onca şeyden sonra Şampiyonlar Ligi'nde 2. tura geçmesi* helal olsun adamlara dedirtmiştir. Maçla ilgi dikkatimi çeken bir noktada Rüştü'nün ayağı kaydığı pozisyonun devamında kontra yerken sanırım top toplayıcıların attığı ikinci topl oldu. Bilmiyorum bunla ilgili bir ypatırım varmıdır ama yakışmadı bence. Gece ile ilgili eklenecek diğer bir ise sanırım "Our boys did it" olur sanırım.

* Uefa'nın 17 Aralık'ta men ya da puan sıfırlama gibi bir ceza vereceğini düşünmüyorum.

6 Aralık 2009 Pazar

Oyak Renault 91 - Beşiktaş CT 99


Evet Bursa'dan galibiyetle dönüyoruz. Sevinecek tarafı zaten favori olduğumuz maçı kazanmaktan ziyade; sakatlarımızın (Engin, Fletcher) iyileşmesinden öte; hakem üçlüsünün amiyane tabirle teknik faul manyağı yapmasına rağmen takımın psikolojik olarak düşmeden, geri adım atmadan azalan farka rağmen maçtan kopmayıp farkı artırarak aldığı galibiyettir. Bu mental kuvvetin takımımız hakkında sahip olduğumuz olumlu düşünceyi haklı çıkarması da sevindirici. Kısaca ümitliyiz bu takımdan ve takım da sağolsun yüzümüzü kara çıkartmıyor.

Not : Foto kaynak salsabasket

26 Kasım 2009 Perşembe

Sonunda....



Mustafa Denizli bu gece Beşiktaşımızın Manchester United karşısında aldığı 1-0 lık galibiyet sonucunda Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk galibiyetini alarak, kendi puan rekorunu geliştirmiş oldu.
Önceki yazının bir nevi tekrarı oldu ama bu şekilde tekrarlar olsun yeter ki...

Eski Yazı

21 Kasım 2009 Cumartesi

Beşiktaş'ta İsmail Güldüren derbide yok


Zaten yoktu böyle bir oyuncu Beşiktaş'ta hiç te olmadı. Ama varmışcasına yokluğu haber oldu. İsmail Köybaşı'nı İsmail Güldüren ile karıştırmışlar haberde ama bu saate kadar düzeltmeyince artık bize de haberi koymak düştü.
Kaynak : Milliyet

12 Kasım 2009 Perşembe

Beşkitaş'taki Sözleşmeli Yabancı Oyuncu Sorunsalı


Gordon Schildenfeld Hırvat Milli Takımı'na çağırılınca aklıma geldi.
O kadar çok yabancı oyuncu oldu ki Beşiktaş'ta.
Zaten bir de yabancı kaleci olsa yabancılardan bir ilk 11 çıkıyor...
4-5-1 ya da 4-3-2-1 şeklinde dizebilirsiniz.

--- Kaleci ----
Zapotocny, Sivok, Ferrari, Schildenfeld
Ernst, Fink, Tello
Delgado, Tabata,
Bobo

Holosko da yedek.
Hatta Marcio Nobre Türk statüsünde olduğundan yazılmadı bile.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Mire Chatman


Dün akşam WBC Raiffeisen Wels ile oynadığımız Euro Cup eleme maçındaki istatistikleri.
34 Sayı, 9 Asist, 8 Ribaund, 4 Top Çalma
Bir oyun kurucudan daha ne bekleyebilirsiniz ki?

25 Ekim 2009 Pazar

Bazen Yapamamak İyidir



Ekrem Dağ'ın 83. dakikada attığı golün kısaca özeti budur aslında. Kendisi de maç sonunda zaten belirtiyor topa dokunamadım diye. Çünkü dokunsa kuvvetle muhtemel Ivesa topun geçişini engelleyecek. Dolayısı ile Ekrem'in topa dokunamaması daha hayırlı olmuş. Golü görünce herkesin aklına farklı goller gelebilir ama benim aklıma Sergen'in Chelsea'ye attığı ikinci gol geldi. Onda da Sergen seken topa değememiş, Sergen'in topa değeceğini düşünen Cudicini müdahele için zıplamış ve topa değememişti.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Sonunda....


Mustafa Denizli bu gece Beşiktaşımızın aldığı 1 puan sonucunda Şampiyonlar Ligi'ndeki kendi puan rekorunu kırmış oldu. Umarız geliştirmesi 3'er 3'er olur....

20 Ekim 2009 Salı

Bjkbloglar.com


Blog aleminin sayılı Beşiktaş'lı bloglarından haberdar olmak artık çok daha kolay.
Bir fikir-düşünce eyleme dönüştü ve Bjkbloglar.com yayın hayatına başladı.
Haydi o zaman Omuz Omuza.

Katılmak için info@bjkbloglar.com 'a mail atmanız yeterli.
Tabi ki esas koşul Beşiktaş'la ilgili içeriğe sahip bir blog olmalıdır.


Not : Blog yayınına yeni başlayan biri olarak ben de başvuruda bulundum. Sağolsunlar kırmadılar...

20 yaş ve altı yükselen yıldızlar...




Seçim Uefa'nın...
İsmail Köybaşı da Uefa tarafında parlaması beklenen isimleri arasında sayılmış.
Beşiktaş'ın geleceğe yatırım amaçlı yapılmış genç transferlerinden. Her ne kadar bonservis bedeli olarak Gaziantep'e yüklüce bir miktar ödemiş olsak ta bu çocuktan oldukça umutluyum. İnşallah Beşiktaş'ın sol kanadının uzun bir süre yeni bir isme ihtiyacı kalmaz. Gerçi Beşiktaşımızın son yıllarda genç yıldızları öğütme konusunda gösterdiği büyük başarı ortada olsa da gene bu seneki transferlerin o silsileye katılmayacağına inanıyorum.

Uefa'nın Haberi