Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2011 Pazar

Yorumsuz Diyeceğim Ama


Bir cümle kurmadan da olmaz şimdi.
Herşeyi geçtim bu fotoğraf üzerine diyebileceğim tek cümle "Senin şu görüntünle teröristten tek farkın onun yeşilinin daha koyu olması"

Bakalım federasyon cesaret gösterip esaslı bir ceza verebilecek mi?

5 Aralık 2010 Pazar

Beşiktaş Bursa Maçının Ardından...

Maçla ilgili ilk olarak söylemek istediğim özellikle de ilk yarıda gerçekten de Türkiye Ligleri'nde alışık olmadığımız bir tempo görmüş olmamız. Bunun sebebi iki takımın oyun anlayışlarının etkisi yanında maçın gündüz saatinde de oynanmış olmasının etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Maça gelirsek oyun anlayışında ziyade dikkatimi çeken ve kesinlikle maça yakışmadığını düşündüğüm birkaç noktaya değinmek istiyorum. Öncelikle misafir taraftarın koltukları kırması ve tribünlere zarar vermesi hem maçın daha başında ve öncesinde. Sonrasında Holosko'nun benim Beşiktaşlı hiçbir oyuncuya yakıştırmadığım bir hareketle topu eliyle kasıtlı bir biçimde gol atmaya yönelik avantaj çalışma çabası dikkat çekici olmuştur. Gene benzer biçimde Volkan Şen'in kırmızı kartı gördükten sonra Mehter Marşı temposunu aratacak bir biçimde sahadan çok ağır adımlarla yürümesi ve adeta naz yapar gibi sahadan çıkması. Sonuç olarak sahaya yabancı madde yağması. Öncelikle ufak birkaç parça gelirken naz derecesinin artması sonucu madde çeşidinin ve büyüklüğünün artması. Bundan ceza alacağız orası kesin ama hırsızın hiç mi suçu yok hakim bey demek gerek.
Bilirsiniz bilgisayar oyunlarında özellikle de görev tamamlama tabanlı oyunlarda bir yere gelirsiniz, hemen öncesinde de oyunu kaydedersiniz ve eğer bir terslik olursa en baştan yüklemek yerine kaydettiğin andan yüklersiniz ve ikinci denemenizde genelde yaparsınzı. İşte bu olayın aynısını Holosko'nun maç esnasında becermesi.
Sonuç olarak son üç haftayı ele alırsak kazanmamız gereken üç önemli maçı art arda kazanmamız güzel bir şey. Hem yarışın (gerek lig gerekse her ne kadar tur garantilenmiş olsa da Uefa Liginde) içinde kalınması hem de yaklaşan devre arası öncesi yeni bir sakatlık vakası olmadan atlatılması güzel oldu. Devre arası muhtemel transferler ve genç oyuncuların göstermiş olduğu umut verici performanslar (Cenk, Ersan, Necip ve Ali Kuçik) ile daha iyi bir ikinci devre göreceğimiz inancımız artıyor.

Not : Foto Milliyet'ten alınmıştır.

20 Aralık 2009 Pazar

Beşiktaş - Bursaspor Maçının Ardından


Malumunuz Bursaspor'a sahamızda 3-2 yenildik. Gerçi maçın üzerinden 2 gün geçti sayılır ama gene de aklımızdakileri dökelim. Öncelikle maçlara hala karşılıklı taraftar getirilmemesi kararının artık bitmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bunu sonlandıran ve sonlanması için gayret gösterecek taraf olarak bizim olmamızı isterdim. Ama olmadı. Bunun sonucu olarak ta bizim taraftarlarımız oraya gidemeyecek malesef. Tabii Bursa ve civarında ki Beşiktaşlılar ile İstanbul ve civarındaki Bursalılara (gerçi İstanbul takım sayısı fazla tam olarak aynı durum değil açıkçası) yazık oluyor. Maça gelirsek hemen herkesin değindiği üzere maça en çok damgasını vuran olay yağmur oldu. İnönü Stadı'nın sağlam zeminine rağmen o su birikmişse denecek fazla birşey kalmıyor aslında oyun olarak. O saha şartlarına uygun hareket etmek gerekiyordu. Ertuğrul Sağlam Ömer ve Zapotocny'i ileri sürme hamleleri ile istediğini almış oldu. Mustafa Denizli ise oyuna Yusuf'u alarak farklı birşey denedi. Aklıma yıllar önce (02/02/2003) Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendiğimiz maç geldi. Tümer'in o maçta yaptığını Mustafa Denizli Yusuf ile denemek istedi sanırım ama resmen elimizde patlamış oldu. Aynı mantık çerçevesinden yaklaşırsak Yusuf gibi fiziksel olarak sorunlu bir oyuncu yerine bu maçta henüz performanslarını gösteremeyen Tabata veya Serdar Özkan denemeleri bile daha iyi bir sonuç getirebilirdi diye düşünüyorum. Hoş Yusuf ta bu sene iyi performans göstermiyor ama Mustafa Denizli bu şekilde buyurdu. Maçın özelinde ise her iki tarafında kaçırdığı net pozisyonlar var. Sercan ve Bobo'nu kaçırdıkları ilk akla gelenler. Sonra Kocan'ın ilk defa kaleye geçişi sakatlık sonrası olmasa daha güzel olurdu ama umarım son geçişi olmaz ve daha sık şans bulur. Rüştü'nün sakatlık nedeni ile çıkmak istemesine karşın bir türlü çıkartılmak istenmemesi de ayrı bir mevzu. Diğer bir dikkat çekici mevzu ise Ozan İpek'in daha ilk yarıda atılması gerekirken sonrasında 1 gol, 1 asist ile maçın adamı olması. Gerçi tam bir mazaret değil bu. Ama sonuca dolaylı olarak etki eden bir sonuç oldu. Çünkü öne geçtiğimiz maçı Ferrari'nin sakatlığı sonrası tutmayan Yusuf hamlesi ile kaybettik. Tello'nun pozisyonu içinse birşey demeye gerek yok. Hakem düdüğümü bekle dedi ise hatalı değilse zaten barajı atışı kullanacak taraf isteyeceği için sorun yok. Bekle dediyse de mağdur olan galip olduğu için bir sorunda çıkmaz sanırım.